News
Veteriner Hekim Batuhan Nathur ile Evcil Hayvanlarda Ozon Tedavisi
Sağlıklı Mama Ekosistemi Kito sponsorluğunda gerçekleşen VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar kapsamında gerçekleştirilen “Veteriner Hekim Batuhan Nathur ile – Evcil Hayvanlarda Ozon Tedavisi” oturumundan öne çıkanları bu blog yazısında sizler için derledik. Hocamıza sunumu için teşekkür ederiz.
Veteriner Hekim Batuhan Natur’un seminerinde hem ozonun bilimsel temelini hem de klinikte nasıl “doğru ve güvenli” kullanılması gerektiğini dinledik. Konuşmanın omurgası şu iki cümlede toplanıyordu:
Ozon, “oda ozonlama / hava dezenfeksiyonu” değildir. Medikal kullanım tamamen farklıdır.
Doz her şeydir. Doz doğruysa şifa, yanlışsa toksisite.
Ozon Nedir? Neden “Medikal Ozon” Deniyor?
Ozon (O₃), üç oksijen atomundan oluşan ve güçlü oksitleyici özellik taşıyan bir gazdır. Kararsız yapısı nedeniyle hızla O₂’ye dönüşür ve bu sırada serbest oksijen atomu açığa çıkarır. Ozonun biyolojik etkilerinin temelinde bu serbest oksijen bulunur.
Öne çıkan özellikleri:
Keskin bir kokusu vardır (şimşekli yağmur sonrası oluşan “toprak kokusu” gibi).
Oksijene göre suda yaklaşık 10 kat daha fazla çözünür.
Yarılanma ömrü kısa olduğu için oda sıcaklığında 20–30 dakika içinde etkisini kaybeder.
📌 Bu nedenle ozon önceden hazırlanıp bekletilmez; uygulamadan hemen önce hastanın yanında hazırlanır.
En kritik güvenlik bilgisi:
Ozonun uygulanamayacağı tek bölge solunum yolu ve akciğerlerdir. İnhalasyon (soluma) toksiktir.
Kısaca Tarihçe
1839: Ozonun keşfi
1840’lar: Ameliyathane dezenfeksiyonlarında kullanım
1. Dünya Savaşı: Gangren tedavisinde önemli rol
Günümüzde medikal ozon yaklaşımının önemli öncülerinden biri: Bocci
Medikal Ozon Jeneratörü Şart! (Sanayi Tipi Cihazlar Riskli)
Batuhan Natur’un özellikle vurguladığı noktalardan biri şuydu:
✅ Medikal ozon için mutlaka medikal cihaz kullanılmalıdır.
❌ Sanayi tipi veya konsantratör/hava bazlı ozon cihazları uygun değildir.
Neden?
Havadan ozon üretildiğinde nitrojen oksit türevleri oluşabilir. Bu maddeler solunum yolu ve sistemik toksisiteye yol açabilir.
Medikal cihaz nasıl olmalı?
Medikal oksijen tüpü ile çalışmalı.
Doz aralığı kontrollü olmalı.
Güvenli konsantrasyon aralığı:
✅ 1–80 gama (µg/ml)
Tehlike noktası:
Sanayi cihazları gramlarla çalışır → bu, ölümcül dozlara kadar çıkabilir.
📌 Cihaz kalibrasyonu da çok önemli:
±1 gama sapma kabul edilebilir. Üzeri risklidir. Bu yüzden yıllık bakım ve kalibrasyon şarttır.
Ozon Vücutta Nasıl Etki Eder?
Ozon kana verildiğinde iki temel “haberci” oluşur:
ROS (Reaktif Oksijen Türevleri)
LOP (Lipit Oksijen Türevleri)
Bu maddeler hücre içinde NRF2 yolunu aktive eder ve antioksidan savunma genlerini devreye sokar.
✅ Ozonun temel etkileri
Kontrollü oksidatif stres oluşturur
→ Vücudu antioksidan savunmaya geçirir.
Dolaşımı ve oksijenlenmeyi artırır
Hemoglobinden oksijen ayrılmasını kolaylaştırır → dokular daha iyi oksijenlenir.
Endotel üzerinden nitrik oksit salınımı artar → mikrosirkülasyon güçlenir.
Bağışıklığı modüle eder (doza bağlı!)
Düşük doz → bağışıklık aktivasyonu, antioksidan güçlenme
Yüksek doz → sitokin baskılanması, immün süpresyon
Doku onarımını destekler
Kolajen sentezini artırır → yara iyileşmesi hızlanır
Mitokondride ATP üretimini artırır → genel iyilik hali artabilir
Doz Mantığı (Seminerin En Kritik Bölümü)
Batuhan Natur dozları klinik olarak şöyle kodladı:
10–20 gama: Oksijenizasyon, doku iyileşmesi, kangren/iskemi desteği
20–30 gama: Genel iyileşme dozu, organ hasarı, toparlama
40–50 gama: Antiviral / antimikrobiyal, otoimmün-alerjik tablolar
60–70 gama: Ağır viral yük + akut rektal kanama durdurma
>80 gama: Sitotoksik → kullanılmaz
📌 Kanser vakaları:
Hoca kendi pratiğinde genellikle 10 gama kullanıyor, 20 gama üstüne çıkmıyor.
Ozonun Uygulama Yöntemleri
Ozon, akciğer dışında pek çok yolla uygulanabilir.
Majör Otohemoterapi (Kan Ozonlama)
50–250 ml kan alınır
Aynı hacimde ozon gazıyla karıştırılır
Hemen IV geri verilir
8–15 seans gerekir (haftada 2–3 kez)
Kullanım alanları: enfeksiyonlar, dolaşım bozuklukları, kanser desteği, otoimmün hastalıklar, organ yetmezlikleri, diyabet.
Dikkat edilmesi gerekenler:
Ozon dayanıklı set/enjektör kullanılmalı (cam/teflon/silikonize).
Plastik enjektör ve normal serum seti → mikroplastik salınımı riski.
Rektal İnsuflasyon (Sistemik ve Pratik)
Küçük hayvanlarda en pratik sistemik yöntemlerden biridir.
Majör otohemoterapiye göre daha fazla seans gerekebilir.
Hacimler:
Kedi: 20–30 ml
Küçük köpek: 30–60 ml
Orta–büyük: 60–150 ml
📌 Hızlı uygulama veya yüksek hacim → kolon distansiyonu/yırtılma riski.
Minör Otohemoterapi (“Ozon Aşısı”)
2–10 cc kan alınır
Aynı hacimde ozonla karıştırılır
SC/IM uygulanır
Spesifik olmayan “immün destek” gibi düşünebilirsiniz.
Alerjiler, viral hastalıklar ve dermatolojik otoimmün tablolar için tercih edilebilir.
Torba/Kupa Ozonlama (Lokal)
Özellikle kronik/enfekte yaralarda uygulanır.
Yara ve torba içi ıslatılır (ozon kuru zeminde etkisiz)
Torba vakumlanır
Ozon verilir ve 15–20 dk beklenir
Doz stratejisi:
Enfekte faz: 70–80 gama
İyileşme fazı: 20–30 gama
Lokal Enjeksiyonlar
Kas içine, yara çevresine, paravertebral bölgeye ya da akupunktur noktalarına uygulanabilir.
Genelde 10–20 gama ve küçük hacimler (0.1–0.3 ml) kullanılır.
Eklem içi uygulamalar:
OA, artrit, menisküs problemleri gibi durumlarda kullanılabilir.
Akut tabloda önce ozon, sonra PRP öneriliyor.
PRP + ozon kombinasyonunda PRP etkinliği artabilir.
Disk İçi / Foraminal Ozon (Nörolojide Dikkat Çeken Bölüm)
Seminerin en ilgi çekici kısmı buydu.
Ozon disk içinde:
inflamasyonu azaltabilir
suyu uzaklaştırarak disk hacmini küçültebilir
ağrıyı azaltabilir
Hoca; paraplejik köpeklerin günler-haftalar içinde yürümeye başladığı vakalar paylaştı.
Protokol:
İlk adım: paravertebral / foraminal ozon
3–5 gün yanıt yoksa → disk içi ozon (genel anestezi + skopi)
Ozon Nerelerde İşe Yarar?
Veteriner kliniklerde kullanım alanları oldukça geniş:
Parvo, distemper gibi viral hastalıklar
Atopik dermatit, kronik otitis, yara tedavileri
OA, tendon ve menisküs problemleri
Disk hernisi, epilepsi desteği
Diyabetik yaralar ve kangren
Böbrek/karaciğer yetmezliği desteği
Otoimmün-romatizmal hastalıklar
Mastitis, endometritis gibi jinekolojik enfeksiyonlar
“Serum Ozonlama” Hakkında Kritik Uyarı
Seminer sonunda Batuhan Natur’un özellikle altını çizdiği bir konu vardı:
❌ İzotonik/serum ozonlama gerçek ozon tedavisi değildir.
Ozon izotonikle reaksiyona girince sodyum hipoklorit oluşur.
Bu da biyolojik değil, kimyasal (çamaşır suyuna benzer) bir uygulamaya dönüşebilir.
Sonuç: Ozon “Alternatif” Değil; Doğru Kullanılırsa Güçlü Bir Klinik Araç
Ozon tedavisinin etkisi, doğru koşullar sağlandığında çok güçlü olabilir:
✅ Doğru cihaz + doğru doz + doğru malzeme ile ozon;
enfeksiyonu kırabilir
dolaşımı destekleyebilir
rejenerasyonu hızlandırabilir
ağrıyı azaltabilir
bağışıklığı dengeleyebilir
❌ Yanlış cihaz veya kontrolsüz doz ile ise;
toksik olabilir
faydadan çok zarar getirebilir
Seminerin klinik özeti tam olarak şuydu:
“Ozon her derde deva değildir, ama doğru protokolde birçok derde ciddi destek olur.”
Sağlıklı Mama Ekosistemi Kito sponsorluğunda gerçekleşen VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar oturumlarından öne çıkanları paylaşmaya devam edeceğiz; klinik pratiğinize katkı sağlayacak yeni içeriklerde görüşmek üzere.
Kito hakkında daha detaylı bilgi için www.kito.pet sayfasını gezebilir, sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz. Bizimle iletişime geçmek için info@kito.pet’e mail atablirsiniz.
Arş. Gör. Dr. Ebuderda Günay ile – Tavşanlarda Gastrointestinal Staz/Obstruksiyon Tanı ve Tedavi
Sağlıklı Mama Ekosistemi Kito sponsorluğunda gerçekleşen VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar kapsamında gerçekleştirilen “Arş. Gör. Dr. Ebuderda Günay ile – Tavşanlarda Gastrointestinal Staz/Obstruksiyon Tanı ve Tedavi” oturumundan öne çıkanları bu blog yazısında sizler için derledik. Hocamıza sunumu için teşekkür ederiz.
Tavşanlarda Gastrointestinal Sendrom: Sessiz Başlayan, Hızlı Büyüyen Bir Klinik Sınav
Egzotik hayvan hekimliğinde bazı hastalıklar vardır ki, “çok sık geliyor ama hâlâ yeterince ciddiye alınmıyor.” Tavşan gastrointestinal sendromu (GI staz / obstrüksiyon) tam olarak böyle bir tablo. Kliniklere gelen tavşanların dörtte biri bu şikâyetle kapıyı çalıyor. Üstelik çoğu zaman problem “bir anda” başlamıyor; yanlış besleme, diş sorunları, stres ve dehidrasyon gibi küçük taşlar üst üste konuluyor ve 2–3 yıl içinde büyük bir klinik krize dönüşüyor.
Hocamız bu sendromu tavşan anatomisinden başlayıp güncel tedavi yaklaşımına kadar çok net bir hat üzerinde anlattı. Konuşmanın ana mesajı şuydu:
“Tavşanda bağırsak durursa, her şey durur. Erken yakalarsan kurtarırsın, geç kalırsan yarış zorlaşır.”
Tavşan Kemirgen Değil, Logomorf: Her Şeyi Buradan Başlıyor
Tavşanlarda GI sendromu anlamak için ilk doğru bilgi şudur: Tavşan kemirgen değildir. Logomorf sınıfındadır ve sindirimi kemirgenlerden ciddi şekilde farklıdır.
Pet shop’larda kemirgen yemleriyle aynı rafta satılan “tavşan yemleri” bu yüzden kronik felaket çıkarır. Çünkü tavşan sindirimi:
yüksek lif + yoğun fermantasyon üzerine kurulu bir sistemdir.
Bu sistem bozulduğunda da en hızlı çöken yer bağırsak motilitesidir.
Sindirim Sisteminin Kalbi Sekumdur
Tavşan sindirim sistemine baktığınızda gözünüze ilk çarpan şey devasa sekumdur:
Sindirim sistemi hacminin %40’ını tek başına oluşturur.
Fermantasyon burada olur.
Enerji büyük oranda uçucu yağ asitlerinden (asetat, bütirat, propiyonat) gelir.
K vitamini, B vitaminleri ve mikrobiyal protein sentezi burada yapılır.
Sekum florası bozulursa (disbiyozis):
gaz oluşur,
toksin artar,
enerji üretimi düşer,
bağırsak durgunluğu başlar.
Yani GI sendromun temel zemini sekumda atılır.
Tavşan Kusamaz: Bu Küçük Detay Büyük Klinik Sonuç Doğurur
Mide girişindeki güçlü kardiak kas yüzünden tavşan kusamaz.
Bu ne demek?
Operasyon öncesi aç bırakmak çoğu zaman gerekmez.
Ama mide–bağırsak yolu bir kez tıkanırsa, içerik geri çıkamaz.
Şişen mide hızla hayvanı kötüleştirir.
Ayrıca mide pH’ı çok düşük (1–2) olduğu için:
sıradan probiyotiklerin çoğu midede ölür,
tavşanda probiyotik kullanımı bu yüzden tartışmalıdır.
Sekotrof Gerçeği: “İshal Sanılan Normal” ve Sahip Hatası
Tavşan dışkısı iki tiptir:
Normal pelet dışkı (sert, zeytin çekirdeği gibi)
Sekotrof (yumuşak, kokulu, mukuslu; anüste yapışıp tekrar yenir)
Sahipler çoğunlukla sekotrofu “ishal” sanıp panikle kliniğe gelir.
Burada hekimin yapması gereken:
“Sert pelet dışkıyı gördünüz mü?” diye sormak.
Eğer pelet dışkı çıkıyorsa, hayvan ishal değildir.
Sorun çoğu zaman diyet + obezite + sekotrofu yiyememe problemidir.
Bunu doğru anlatmak, gereksiz antibiyotik ve yanlış mama döngüsünü bitirir.
Diyet = Bu Sendromun Birinci Sebebi
Seminerin belki de en net çizgisi buydu:
Tavşanın diyetinin %85–90’ı kuru ot olmalı.
Altın oran:
%85 kuru ot (yonca / çayır otu vb.)
%10 yeşillik
%5 pelet yem
Kuru otun rolü sadece beslenme değil:
dişlerin törpülenmesi,
bağırsak motilitesi,
sekum florasının dengesi için de şart.
Yüksek karbonhidrat + düşük lif diyetlerde:
klostridyum türleri artar,
toksin ve gaz üretir,
sindirim ağrısı + iştahsızlık başlar,
bağırsak yavaşlar ve durur.
GI sendromu pratikte çoğu kez “yıllarca yanlış beslenen hayvanın patlamasıdır.”
Risk Faktörleri: Sendromun Neden “Tek Sebebi Yok”?
Tavşan gastrointestinal sendromu multifaktöriyel bir sendrom:
Lif eksikliği / yanlış diyet
Diş hastalıkları
Stres ve çevresel değişiklikler
Ağrı ve diğer sistemik hastalıklar
Dehidrasyon
Trikobezoar (tüy yumağı) birikimi
Burada kritik nokta şu:
Trikobezoar sebep değil sonuçtur.
Bağırsak yavaşlayınca tüyler birleşir, yumak olur ve tıkar.
Yani “tüy yumağı gördüm, sorun buymuş” demek tabloyu eksik okumaktır. Asıl sorun motilite kaybıdır.
GI Staz mı, Obstrüksiyon mu? Ayırmak Hayat Kurtarır
Tavşanda iki temel tablo var:
GI Staz: motilite yavaşlar/durur ama tam tıkanıklık yoktur.
Obstrüksiyon: mekanik tıkanma vardır (tüy yumağı, yabancı cisim vb).
Ayırım yolu:
Palpasyon + radyografi.
Röntgende:
Stazda mide hamur kıvamında, dolu ama “gaz-sıvı seviyeleri” net değildir.
Obstrüksiyonda mide devleşmiş, içinde belirgin gaz + sıvı seviyesi vardır. (Hoca bunu “haşlanmış yumurta görüntüsü” diye tarif ediyor.)
Ayrıca obstrüksiyon yeri sınıflandırılır:
proksimal (mide çıkışı)
distal (ince bağırsak sonu)
kolon (çok nadir)
Bu sınıflama tedavi kararını belirler.
Klinik Alarm Bulguları: Ne Zaman Prognoz Kötüleşir?
Vücut ısısı 36.6°C altına düşerse mortalite riski artar.
Kan şekeri 300–360 mg/dl üzerindeyse obstrüksiyon lehine güçlü bulgudur.
444 mg/dl üzeri kritik eşik: prognoz ciddi kötü.
Önemli bir not:
Tavşanda yüksek glikoz “şeker hastalığı” demek değildir. Stres ve obstrüksiyonda glikoz zaten fırlar. Bu bir metabolik alarmdır.
Güncel Tedavi Paradigması: Önce Medikal, Sonra Cerrahi
Eski yaklaşım: “Hemen ameliyat et.” Yeni yaklaşım (2024–2025 literatürü): Önce agresif medikal tedavi, yanıt yoksa cerrahi.
Medikal tedavinin omurgası:
Rehidrasyon
günlük 100 ml/kg sıvı
gerekirse SC, çoğunlukla IV
Ağrı kontrolü
meloksikam
butorfanol
Gaz giderme
simetikon
Zorla besleme (hepatik lipitoz önleme)
Critical Care / Oxbow tarzı yoğun bakım mamaları
Prokinetik destek
metoklopramid etkisi tartışmalı ama kullanılabilir
Lidokain / FLK protokolü
lidokainin motiliteyi ciddi artırdığı gösterilmiş
FLK (fentanil-lidokain-ketamin) güçlü ama fentanil erişimi zor
pratikte lidokain + ketamin + opioid kombinasyonları iş görüyor
Medikal tedavinin başarı oranı birçok çalışmada %80–90.
Cerrahi Ne Zaman? Ve Neden Hep Riskli?
24–48 saat medikal tedaviye rağmen:
glikoz düşmüyorsa
röntgende ilerleme yoksa
klinik düzelme başlamıyorsa cerrahi düşünülür.
Ama cerrahinin gerçekliği net:
Sağ kalım oranı ortalama %47 civarı.
Operasyon sonrası bakım kötüyse bu oran daha da düşer.
O yüzden hoca özellikle şu prensibi vurguluyor:
“Tıkanıklığı ilerletmek, bağırsak kesmekten iyidir.” Mümkünse kitleyi mideye/sekuma itip oradan boşaltmak tercih edilir.
Kapanış: Tavşanda GI Sendrom = “Besleme + Motilite” Savaşıdır
Bu seminer bize tavşan hekimliğinin en kritik dersi şunu yeniden hatırlattı:
Tavşan bağırsakları durmayı sevmez.
Lif yoksa → flora bozulur → gaz artar → ağrı başlar → motilite durur → trikobezoar tıkar.
Erken yakalanırsa medikal tedaviyle büyük oranda çözülür.
Geç kalınırsa cerrahi bile sonucu garanti etmez.
Bu yüzden tavşan hastasında en basit ama en hayati cümle şudur:
“Ne yiyor, ne kadar su içiyor ve dışkısı nasıl?”
Cevabı doğru okuyabilen hekim, bu sendromu daha başlamadan bitirir.
Sağlıklı Mama Ekosistemi Kito sponsorluğunda gerçekleşen VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar oturumlarından öne çıkanları paylaşmaya devam edeceğiz; klinik pratiğinize katkı sağlayacak yeni içeriklerde görüşmek üzere.
Kito hakkında daha detaylı bilgi için www.kito.pet sayfasını gezebilir, sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz. Bizimle iletişime geçmek için info@kito.pet’e mail atablirsiniz.
Veteriner Hekim Yusuf Sefa Dedeoğlu: Böbrek Hastalıklarının Sonografik Yorumlanması
Sağlıklı Mama Ekosistemi Kito sponsorluğunda gerçekleşen VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar kapsamında gerçekleştirilen “Veteriner Hekim Yusuf Sefa Dedeoğlu/Böbrek Hastalıklarının Sonografik Yorumlanması” oturumundan öne çıkanları bu blog yazısında sizler için derledik. Hocamıza sunumu için teşekkür ederiz.
Böbrek Hastalıklarının Sonografik Yorumlanması: Klinik Pratik İçin Yol Haritası
Veteriner hekimlikte böbrek hastalıkları, özellikle kedi ve köpeklerde en sık karşılaştığımız iç hastalıkları problemleri arasında. Ultrasonografi ise bu hastalıkların tanı ve takibinde hem pratik hem de oldukça güçlü bir araç. Ancak ultrasonun gerçek değeri, tek başına bir “tanı koyma aracı” olmaktan çok, klinik tablo ve laboratuvar verileriyle birlikte yorumlandığında ortaya çıkıyor.
Ultrasonografi Böbrek Hastalıklarında Neden Bu Kadar Önemli?
Kedi ve köpeklerde böbrek hastalıklarının görülme sıklığı yaklaşık %10–15 civarında. Ultrasonun duyarlılığı özellikle kronik böbrek hastalığında çok yüksek; morfolojik değişikliklerin %86’sı ultrasonla yakalanabiliyor. Akut böbrek hasarında bu oran %70–75 seviyesinde, doppler ve rezistif indeks de işin içine girdiğinde çok daha net değerlendirme yapılabiliyor.
Ultrasonun avantajları ise oldukça belirgin:
Non-invaziv ve ağrısız
Tekrarlanabilir
Kolay uygulanabilir
Biyopsi öncesi yol gösterici
Klinik süreçte hızlı ve güvenilir bilgi sağlayan bir yöntem
Doğru Cihaz – Doğru Prob – Doğru Ayar
Ultrason değerlendirmesinin başarısı yalnızca operatöre bağlı değil; cihaz ve prob seçimi de kritik önemde.
Prob tercihleri:
Köpeklerde mikrokonveks/konveks prob (genelde 5–8 MHz)
Lineer prob (özellikle böbrek detayını en iyi veren prob; 7–12 MHz)
Teknik ayarlar:
Fokus hattı böbrek korteksi üzerine alınmalı
Gain (kontrast) ayarı karaciğer ekojenitesine dengeli şekilde ayarlanmalı
Derinlik böbreğin tamamı kadraja girecek şekilde ayarlanmalı
Böbreğin Normal Sonografik Anatomisi
Patolojik bir görüntüyü anlayabilmenin ilk adımı, normal anatomiyi iyi bilmektir.
Normal böbrek ultrasonunda:
Korteks orta ekojeniteye sahiptir (karaciğerden daha hiperekoik, dalaktan daha hipoekoik)
Medulla daha hipoekoik görünür (korteksten daha koyu)
Korteks/medulla oranı yaklaşık 1.5
Pelvis çoğunlukla anekoik
Sağ ve sol böbrek boyutları simetrik olmalı (fark 0.3 cm’den fazla olmamalı)
Ekojenite sıralamasını akılda tutmak çok önemli:
Karaciğer < Böbrek korteksi < Dalak Artefaktları
Patoloji Sanmayın
Üriner sistem ultrasonunda görebileceğimiz birçok artefakt bize tanıda yardımcı olur. Ancak bazıları fizyolojik olabilir.
Öne çıkan artefaktlar:
Akustik gölge: taş/mineralizasyon için çok kıymetli bulgudur
Posterior güçlenme: sıvı/kist lehine yorumlanır
Twinkle artefact (color twinkling): doppler açıldığında taş üzerinde renkli parazitlenme görülmesi, taş tanısında %90 doğrulukta patognomoniktir
Kronik Böbrek Hastalığı (KBH) Ultrason Bulguları
KBH denince aklımıza gelen en önemli sonografik değişiklikler:
Böbrek boyutunda küçülme
kedide genelde <3 cm
küçük köpekte <5.5 cm
Konturlar düzensiz (fibrozis nedeniyle)
Korteks hiperekoik (fibrotik doku artışı)
Korteks–medulla ayrımı silinmiş
Küçük anekoik kistler (<5 mm) görülebilir
Rezistif indeks artmış olur
Kortikal incelme belirgindir
Akut Böbrek Hasarı (ABH) Ultrason Bulguları
Akut süreçte böbrek morfolojisi kronikten tamamen farklı davranır:
Böbrek boyutu artar (~0.35 cm kadar büyüme)
Korteks hipoekoik görünür (ödem nedeniyle daha koyu bir görüntü)
Korteks–medulla ayrımı korunur
Bazen perirenal sıvı eşlik edebilir
Dopplerde hiperperfüzyon görülebilir
Rezistif indeks normal veya düşük çıkar
Akut süreç kronikleşirse (fibrozise dönerse) görüntü tersine dönebilir.
Akut–Kronik Ayrım Tablosu (Pratik Özet)
Bulgular
Akut Böbrek Hasarı
Kronik Böbrek Hastalığı
Boyut
Artmış
Azalmış
Korteks ekojenitesi
Hipoekoik
Hiperekoik
Korteks/medulla ayrımı
Korunmuş
Silinmiş
Rezistif indeks
Normal veya düşük
Yüksek
Klinik tablo
Ani azotemi, kusma
PDP, kilo kaybı, kronik semptomlar
İdrar densitesi
Normal/hafif düşük
Kesin düşük
Taş ve Obstrüksiyon Olgularında Bulgular
Taş/obstrüksiyon durumlarında dikkat edilecek başlıklar:
Renal pelvis genişliği >3 mm → hafif dilatasyon
5–10 mm ve üzeri → hidronefroz olarak değerlendirilir
Taşlar hiperekoik + akustik gölge + twinkle artefact verir
Üreter dilatasyonu >2.5 mm ise obstrüksiyon lehinedir
Obstrüksiyon uzarsa korteks kalınlığı azalır
Rezistif İndeks (RI): Neden Önemli?
RI böbreğe gelen ana kan akımına karşı damar direncinin bir ölçümüdür.
Formül temel olarak:
RI = (PSV – EDV) / PSV
Normal değerler:
Kedi: 0.55–0.70
Köpek: 0.56–0.75
RI’nın yükseldiği durumlar:
obstrüksiyon
fibrozis
hipertansiyon
kronik böbrek hastalığı
RI’nın düştüğü durumlar:
inflamasyon
vazodilatasyon
akut süreçler
Önemli bir not: RI’daki %0.05 artış, GFR’de yaklaşık %15 düşüşle koreledir.
Klinik Pratikte En Sık Yapılan Hatalar
Böbrek ultrasonunda tanıyı zorlaştıran hatalar şunlar:
Referans organı kullanmamak (ekojeniteyi karaciğer/dalakla kıyaslamadan yorumlamak)
Tek böbreğe bakmak (mutlaka sağ–sol karşılaştırılmalı)
Mesane doluluğunu göz ardı etmek (pelvis ölçümünü yanıltabilir)
Artefaktları taş sanmak ya da tam tersi
Doppleri kullanmamak
Son Söz: Ultrason Tek Başına Yetmez
Ultrason böbrek hastalıklarında gerçek bir pusula. Ama tek başına “varış noktası” değil.
En doğru yaklaşım:
Klinik muayene
Laboratuvar verileri
İdrar analizi / UPC / SDMA
Ultrason bulgularının birlikte yorumlanması
Bu şekilde tanı doğruluğunu %90’ların üzerine çıkarabiliyoruz.
Sağlıklı Mama Ekosistemi Kito sponsorluğunda gerçekleşen VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar oturumlarından öne çıkanları paylaşmaya devam edeceğiz; klinik pratiğinize katkı sağlayacak yeni içeriklerde görüşmek üzere.
Kito hakkında daha detaylı bilgi için www.kito.pet sayfasını gezebilir, sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz. Bizimle iletişime geçmek için info@kito.pet’e mail atablirsiniz.
Köpeğinizin ve Kedinizin Kasesine Tazelik Katmanın Bilimi: Sebzeler, Et ve Kito Fresh Gerçeği
Evcil dostlarımız için en iyisini istememiz kadar doğal bir şey yok. Ancak “en iyi”nin ne olduğu konusunda artık çok daha fazla bilimsel veri ve çok daha fazla seçenek var. Özellikle de taze içerikli beslenme söz konusu olduğunda…
Bugün size, Purdue University tarafından yapılan çarpıcı bir çalışmadan ve bu bulguların neden günümüzde Kito Fresh taze mama gibi seçenekleri daha kıymetli hâle getirdiğinden bahsedeceğim.
Bilim Ne Diyor? Purdue University Çalışması
2005 yılında Purdue Üniversitesi’nde İskoç Terrier’ler üzerinde yapılan bir araştırma, taze sebzelerin ticari kuru mamaya eklenmesinin mesane kanseri (transitional cell carcinoma) gelişimini önemli ölçüde yavaşlattığını veya önlediğini ortaya koydu. [Raghavan, Knapp, Bonney, 2005]
Çalışmada tüm köpekler kuru mama ile beslenmiş, ancak bir grubun mamasına haftada en az 3 kez çeşitli taze sebzeler eklenmişti.
Sonuçlar şaşırtıcı değil, fakat inanılmaz etkileyici:
Yeşil yapraklı sebze tüketen köpeklerde mesane kanseri gelişme riski %90 azaldı.
Sarı – turuncu sebze tüketen köpeklerde risk %70 azaldı.
Bu çalışmanın en kritik noktası, taze doğal gıdaların metabolik ve hücresel seviyede yarattığı koruyucu etkiyi bilimsel olarak göstermesiydi.
Kediler ve Köpekler: Et Temelli Ancak Bitkisel Desteğe İhtiyaç Var
Evet, kediler obligat etoburdur; yaşamlarını sürdürebilmeleri için mutlaka et temelli protein gerekir. Köpekler ise fakültatif etoburdur; asıl enerjiyi etten alırlar fakat gerektiğinde bitkisel kaynakları da metabolize edebilirler.
Ancak günümüz koşullarında, durum biraz değişti:
Endüstriyel hayvancılık → GDO’lu yemler
Tarım arazileri → pestisit, fungisit, herbisit yükü
Su ve toprak → ağır metal kalıntıları
Tüm bunlar, hayvansal ürünlerden gelen yükü artırıyor. Dolayısıyla taze, organik bitkisel gıdalar ve temiz et kaynakları artık eskisinden daha kritik.
Taze Gıdalar Neden Bu Kadar Fark Yaratıyor?
Taze sebze ve meyveler;
antioksidan,
fitokimyasal,
vitamin ve
lif
açısından son derece zengindir.
Bu içerikler yalnızca “vitamin” sağlamaz; aynı zamanda
hücresel onarımı destekler,
toksin atımını hızlandırır,
inflamasyonu azaltır
ve vücudu kansere karşı daha dirençli hale getirir.
İşte Bu Yüzden Kito Fresh: Gerçek Et + Gerçek Sebze + Gerçek Tazelik
Günümüzde pek çok pet ebeveyni, hem bilimsel bulgular hem de içgüdüsel olarak taze içeriklerle beslenmenin önemini fark etti.
Kito Fresh, tam da bu ihtiyaca yanıt veren bir yaklaşım sunuyor:
İnsan tüketimine uygun kaliteli et
Özenle seçilmiş taze sebzeler
Besin değerini koruyan hafif pişirme yöntemi
Hiçbir yapay katkı maddesi veya koruyucu içermemesi
Tüm bu özellikler, Purdue çalışmasının da desteklediği gibi, taze içeriğin sağlığa faydasını günlük beslenmeye yansıtıyor.
Tazelik Bir Lüks Değil, Bir İhtiyaç
Bilim artık açıkça söylüyor:
Taze içerik eklemek uzun vadeli sağlığı doğrudan etkileyen bir faktör.
Evcil dostlarımızın daha uzun, daha sağlıklı ve daha mutlu bir yaşam sürmesi için, kaselerine biraz tazelik eklemek büyük bir fark yaratıyor.
Ve Kito Fresh gibi seçenekler bu dönüşümü hem kolay hem de sürdürülebilir hale getiriyor.
Kaynak:
Deborah W. Knapp, José A. Ramos-Vara, George E. Moore, Deepika Dhawan, Patty L. Bonney, Kirsten E. Young, Urinary Bladder Cancer in Dogs, a Naturally Occurring Model for Cancer Biology and Drug Development, ILAR Journal, Volume 55, Issue 1, 2014, Pages 100–118, https://doi.org/10.1093/ilar/ilu018
www.kito.pet
Evde Mama Yapmak Ne Kadar Doğru?
Son yıllarda birçok köpek sahibi, evcil dostlarının beslenmesinde doğal ve katkısız seçeneklere yöneliyor. Yeni nesil köpek mamaları, malzeme kontrolü, tazelik ve “insan standardında beslenme” fikri nedeniyle giderek popülerleşiyor. Birçok insan da bu dönüşüme evde kendisi mama pişirerek ya da hazırlayarak uyum sağlıyor. Fakat yakın zamanda yapılan kapsamlı bir bilimsel çalışma, evde mama pişirme eğiliminin düşündüğümüz kadar güvenli olmayabileceğini ortaya koyuyor.
Ev Yapımı Mama Ne Kadar Dengeli?
1726 Ev Yapımı Diyet İncelendi; Araştırmacılar (Dog Aging Project / Texas A&M University – VirginiaMaryland College of Veterinary Medicine ortak çalışması), köpek sahiplerinin hazırladığı 1.726 ev yapımı mama tarifini besin değeri açısından analiz etti. Kullanılan malzemeler çeşitlilik gösterse de araştırmanın kritik bulgusu oldukça dikkat çekiciydi.
Tariflerin yalnızca %6’sı köpeklerin tam ve dengeli besin ihtiyacını karşılayacak potansiyele sahip.
Başka bir deyişle:
Ev yapımı mamaların %94’ü beslenme açısından yetersiz veya dengesiz.
Bu dengesizlikler özellikle şu alanlarda yoğunlaşıyor:
Kalsiyum–fosfor oranı bozuklukları
Vitamin eksiklikleri (A, D, E vb.)
Esansiyel yağ asidi yetersizliği
Eser mineral eksiklikleri
Enerji dağılımında uygunsuzluk
Bu eksiklikler uzun vadede kemik sağlığı, bağışıklık, metabolizma, deri-tüy yapısı gibi hayati sistemleri olumsuz etkileyebilir.
Neden Ev Yapımı Mama Eksik?
Ev yapımı tariflerin sorunlu olmasının temel nedeni, besin dengesinin basit ve sezgisel yöntemlerle sağlanamaması.
Malzemelerin doğal olması veya kaliteli görünmesi tek başına yeterli değil. Köpeklerin biyolojik ihtiyaçları insanlardan farklı ve bu ihtiyaçların profesyonel beslenme standardlarına göre hesaplanması gerekiyor.
Ayrıca köpek sahipleri tariflerde sık sık değişiklik yapıyor — malzeme miktarlarını azaltma, bazı malzemeleri “olsa da olur” diyerek çıkarma, farklı yağlar kullanma gibi küçük değişiklikler bile tarifi eksik hâle getirebiliyor.
Ev Yapımı Mama Hazırlamak İsteyenlere Ne Yapmalı
Araştırmacılar, ev yapımı mama tercih edenler için şu önerileri vurguluyor:
Mutlaka profesyonel beslenme uzmanı formülasyonuyla hazırlanmış tarifler kullanılmalı.
Tariflerde oynama besin dengesini bozabilir.
Gerekirse vitamin-mineral takviyesi planlanmalı.
Kronik hastalığı olan veya özel ihtiyaçlı köpeklerde ev yapımı mama çok daha riskli olabilir.
Peki Çözüm Ne?
Ev yapımı mama fikri çoğu zaman sevgi ve iyi niyetle başlıyor. Ancak iyi niyet, köpeğin biyolojik ihtiyaçlarını tek başına karşılamaya yetmiyor. Dengeli ve güvenli bir beslenme planı için bilimsel reçeteler, doğru formülasyon ve profesyonel kontrol şart.
İşte bu noktada, özel formülasyonlarla hazırlanmış taze mamalar, ev yapımı mama tutkusunun risklerini ortadan kaldırabilen güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Kito Fresh Bu Tabloya Nasıl Uyuyor?
Kito Fresh taze mamalar, ev yapımı mama trendinin olumlu yanlarını (tazelik, doğallık, katkısızlık) alırken; bilimsel formülasyon gerektiren kritik noktaları profesyonel şekilde tamamlıyor.
Reçeteler beslenme uzmanı veteriner hekimler tarafından geliştiriliyor.
İçerik standardı insan gıda kalitesini hedefliyor.
Vitamin-mineral dengesi ve kalsiyum–fosfor oranı bilimsel olarak planlanıyor.
Koruyucu veya yapay katkı maddesi kullanılmıyor.
Bu nedenle Kito Fresh, hem doğal beslenme isteyen hem de köpeğinin tüm besin ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamak isteyen sahipler için, ev yapımı mamanın eksik bıraktığı noktaları tamamlayan güvenli ve dengeli bir seçenek sunuyor.
Kaynak:
O'Brien JS, Lawson E; Dog Aging Project Consortium; Tolbert MK, Ruple A. Findings from the Dog Aging Project: home-prepared diets for companion dogs feature diverse ingredients, and few are nutritionally complete. Am J Vet Res. 2025 Aug 27;86(11):ajvr.25.06.0216. doi: 10.2460/ajvr.25.06.0216. PMID: 40865554.
Kito VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklara Yolculuk Tamamlandı.
Evcil dostlarımızın sağlığı ve mutluluğu için çalışan bir marka olarak, Kito VetSummit 2025 – Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar etkinliğinin sponsoru olmaktan büyük mutluluk duyduk.
Bilim ve Deneyimin Buluştuğu Bir Platform
13-24 Ekim 2025 tarihleri arasında internet üzerinden gerçekleştirilen Kito VetSummit 2025, veteriner klinik bilimlerinde güncel gelişmeleri ve uygulamaları ele aldı. Etkinlik boyunca her akşam alanında uzman konuşmacılarla gerçekleşen oturumlarda;
Prof. Dr. Dr. Hakan Salcı ile – Kedi ve Köpeklerde Toraks, Kalp ve Damar Cerrahisi
Prof. Dr. Duygu Dalgın ile – Veteriner Sahada Geleceğe Bakış: Potansiyeller, Fırsatlar, Fark Yaratmak
Prof. Dr. Pınar Saçaklı ile – İçimizdeki Dünya: Bağırsak Sağlığı ve Beslenme
Arş. Gör. Dr. Ebuderda Günay ile – Tavşanlarda Gastrointestinal Staz/Obstruksiyon Tanı ve Tedavi
Veteriner Hekim Batuhan Nathur ile – Evcil Hayvanlarda Ozon Tedavisi
Prof. Dr. Yücel Meral ile – Köpeğim Parkta Gezerken Birden Bayıldı! Kardiyoloji Acilleri
Dr. Veteriner Hekim Onur İskefli ile – Dilate Kardiyomiyopati
Veteriner Hekim Batuhan Elifoğlu ile – Kedi ve Köpeklerde Ağız ve Diş Sağlığına Giriş: Anatomi, Dental Charting ve COHAT
Dr. Öğr. Üyesi Pınar Can ile – Küçük Hayvanlarda Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Dr. Veteriner Hekim Başar Ulaş Sayılkan ile – Pulmoner Hipertansiyon
Dr. Veteriner Hekim Erman Koral ile – Kedi ve Köpeklerde Alt Üriner Sistem Hastalıkları
Veteriner Hekim Yusuf Sefa Dedeoğlu ile – Böbrek Hastalıklarının Sonografik Yorumlanması konuları işlendi. Katılımcılar canlı oturumlarda soru sorabilme imkânı buldu; ayrıca tüm kayıtlar 60 gün boyunca tekrar izlenebilecek.
Kito Neden Bu Etkinlikteydi?
Kito olarak misyonumuz yalnızca kaliteli ve doğal ürünler sunmak değil; aynı zamanda evcil hayvan sağlığına dair bilimsel gelişmeleri aktif şekilde desteklemek. Bu doğrultuda:
Veteriner hekimlerin bilgi-deneyim paylaşımına katkıda bulunduk,
Bilimsel yaklaşımla beslenme ve refah konularındaki vizyonumuzu veteriner camiasıyla buluşturduk,
“İnsan standardında evcil hayvan mamaları” anlayışımızı daha geniş bir profesyonel kitleye taşıma fırsatı yakaladık.
Etkinlikten Geriye Kalanlar
Kito VetSummit 2025 boyunca yüzlerce veteriner klinisyen, akademisyen ve sektör profesyoneli aynı dijital platformda bir araya geldi. Kito olarak bu süreçte markamızla bilimsel bakış açısını birleştiren değerli bir topluluğun parçası olduk.
Bu sponsorluk, yalnızca bir tanıtım adımı değil; evcil hayvan sağlığına dair sürdürülebilir bilgi paylaşımına katkı sağlayan bir girişim oldu.
Teşekkürler
Bu organizasyonda emeği geçen tüm eğitmenlere, katılımcılara ve paydaşlara Kito ailesi olarak teşekkür ediyoruz. Bilimin ışığında, evcil dostlarımızın yaşam kalitesini yükseltmek için çalışmaya devam edeceğiz. Yeni buluşmalarda görüşmek üzere!
Sağlıklı İnsan Standardında Malzemelerle Hazırlanmış Yemekler ile Besleme: Köpek Sağlığı Üzerine Etkileri ve Bilimsel Bir İnceleme
“Ev yapımı diyetler, hem sağlıklı hem de hasta köpeklerde genel sağlık ve yaşam kalitesini artıran önemli bir beslenme stratejisidir. Çalışma, ev yapımı diyetlerin veterinerlik uygulamalarında etkili bir araç olduğunu ve semptom yönetiminde başarılı sonuçlar verdiğini göstermiştir.”
Evcil hayvan sahipleri arasında köpeklerinin beslenmesiyle ilgili farkındalık hızla artarken, ev yapımı diyetler giderek daha popüler hale gelmektedir. Son yapılan bir çalışma, ev yapımı diyetlerin köpeklerin genel sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini vurgulamaktadır. Bu yazıda, “Homemade Diet as a Paramount for Dogs’ Health” başlıklı çalışmanın bulgularına dayanarak ev yapımı diyetlerin önemini, sonuçlarını ve uygulama detayları ele alınmıştır.
Araştırmanın Amacı ve Kapsamı
Bu çalışma, farklı yaş, cinsiyet ve sağlık durumlarına sahip 167 köpek üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar hem sağlıklı hem de çeşitli patolojik (hastalıklı) durumlara sahip köpeklerden oluşmaktadır. Araştırmanın amacı, ev yapımı diyetlerin uzun vadeli etkilerini ve köpek sahiplerinin bu diyetlere bağlılık oranını değerlendirmektir.
Araştırma, özellikle şu sağlık durumlarına odaklanmıştır:
Gastrointestinal hastalıklar (kronik ishal, kusma, reflü).
Dermatolojik problemler (dermatit, otit, gözyaşı akıntısı).
Her iki durumu birden yaşayan köpekler.
Veriler ve Bulgular
Katılımcı Profili
Toplam 167 köpek:
%30’u melez, %70’i safkan.
Yaş aralığı: 7 ay – 14 yıl.
%75’i kısırlaştırılmış dişi, %57’si kısırlaştırılmış erkek.
Diyet Tipleri ve Tercihler
Diyet Tipi
Başlangıç (n)
Son (n)
Değişim (%)
Ev yapımı diyet
55 (26 karışık)
104 (24 karışık)
+62%
Ticari mamalar
112
63
-38%
Ev yapımı diyet kullanan köpeklerde önemli bir artış görülmüştür (p < 0.0001). Diyeti terk edenlerin ana nedenleri ise sahiplerin uyum sorunları (%27) ve köpeklerin yeni diyeti benimsememesi (%15) olarak kaydedilmiştir.
Sağlıklı Köpeklerde Gözlemler
Tüy Kalitesi: %70 oranında parlaklık ve yumuşaklık artışı.
Dışkılama Sıklığı: %47 azalma.
Genel Enerji ve İştah: Stabil.
Hasta Köpeklerde Gözlemler
Durum
İyileşme Oranı
Gastrointestinal hastalıklar
%95
Dermatolojik hastalıklar
%83
Her iki durumu birden yaşayanlar
%100
Özellikle kronik enteropati (bağırsak hastalıkları) ve dermatolojik sorunlar yaşayan köpeklerde ev yapımı diyetin semptomları büyük ölçüde iyileştirdiği gözlemlenmiştir.
Ev Yapımı Diyetlerin Özellikleri
Ev yapımı diyetler, köpeğin bireysel ihtiyaçlarına göre özel olarak tasarlanmıştır. Kullanılan başlıca bileşenler şunlardır:
Protein Kaynakları: Tavuk, hindi göğsü, dana eti.
Karbonhidratlar: Pirinç, patates, kuskus.
Yağlar: Somon yağı, ayçiçek yağı.
Sebzeler: Kabak, havuç, bezelye.
Diyetler genellikle buharda veya az miktarda suyla haşlanarak hazırlanmış, günlük iki öğün olarak önerilmiştir.
Diyetin Faydaları
Tüy kalitesi, enerji seviyesi ve iştah, ev yapımı diyeti tamamlayan köpeklerde önemli ölçüde iyileşmiştir.
Parametre
İyileşme Olasılığı (Odds Ratio)
p Değeri
İştah
4.07
0.003 **
Enerji Seviyesi
3.47
0.017 *
Tüy Kalitesi
9.88
0.001 ***
Ev Yapımı Diyetlerin Avantajları
Daha İyi Sindirim Sağlığı: Gastrointestinal sorunlar yaşayan köpeklerde %95 oranında iyileşme gözlenmiştir.
Doğal ve Taze İçerik: İnsan tüketimine uygun gıdalar kullanılarak besin değeri korunur.
Sağlık Sorunlarını Azaltma: Hem gastrointestinal hem de dermatolojik problemleri olan köpeklerde %100 semptom iyileşmesi sağlanmıştır.
Zorluklar ve Kito Fresh’in Bu Zorluklara Karşı Durduğu Yer
Sahip Uyumu: Ev yapımı diyet hazırlamak zaman alıcı olabilir. Bu nedenle, sahipler eğitilmeli ve sürecin kolaylaştırılması sağlanmalıdır. / Kito Fresh oda sıcaklığında saklanabilir ve kolay açılır özel ambalajında servis edilebilir
Takviye Kullanımı: %21 oranında takviyeler bırakılmıştır. Bunun başlıca nedenleri tat uyumsuzluğu (%93) ve takviyelere erişim zorluğu (%7) olmuştur. / Kito Fresh bütün vitamin ve mineralleri içerdiği malzelerden karşılar, takviye gerektirmez
Sonuç
Ev yapımı diyetler, hem sağlıklı hem de hasta köpeklerde genel sağlık ve yaşam kalitesini artıran önemli bir beslenme stratejisidir. Çalışma, ev yapımı diyetlerin veterinerlik uygulamalarında etkili bir araç olduğunu ve semptom yönetiminde başarılı sonuçlar verdiğini göstermiştir. Özellikle köpeklerin bireysel ihtiyaçlarına göre hazırlanmış dengeli diyetlerin, veteriner hekimler ve beslenme uzmanları tarafından önerilmesi büyük önem taşımaktadır.
Kaynakça
Pignataro, G., Crisi, P.E., Landolfi, E., et al. (2024). Homemade Diet as a Paramount for Dogs’ Health: A Descriptive Analysis. Vet. Sci. 11(438). DOI: 10.3390/vetsci11090438.