Prof. Dr. Duygu Dalğın ile – Veteriner Sahada Geleceğe Bakış: Potansiyeller, Fırsatlar, Fark Yaratmak

Prof. Dr. Duygu Dalğın ile – Veteriner Sahada Geleceğe Bakış: Potansiyeller, Fırsatlar, Fark Yaratmak

Sağlıklı Mama Ekosistemi Kito sponsorluğunda gerçekleşen VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar kapsamında gerçekleştirilen “Prof. Dr. Duygu Dalğın ile – Veteriner Sahada Geleceğe Bakış: Potansiyeller, Fırsatlar, Fark Yaratmak” oturumundan öne çıkanları bu blog yazısında sizler için derledik. Hocamıza sunumu için teşekkür ederiz.

Veterinerlikte Yeni Oyun: Klinikler Nereye Gidiyor, Biz Nereye Bakmalıyız?

Veteriner fakültesinde okurken çoğumuzun zihninde benzer bir “gelecek fotoğrafı” vardır: Mezun olur olmaz bir klinik açmak, birkaç yıl içinde düzeni kurmak ve aşı–parazit–rutin muayene döngüsüyle iyi bir hayat inşa etmek… Bundan 10–15 yıl önce bu hayal büyük ölçüde gerçekçiydi. Ancak bugün tablo ciddi biçimde değişmiş durumda. Üstelik bu değişim sadece Türkiye’ye özgü değil; veterinerlik sektörü dünya genelinde başka bir yöne doğru evriliyor.

Profesör Doktor Duygu Dağınlı’nın konuşması tam olarak bu kırılma noktasına odaklanıyor. Verdiği temel mesaj son derece net:

“Eski oyunu oynarsak kaybederiz. Yeni oyunu kurarsak kazanırız.”

1. Gerçekle Yüzleşelim: Sayımız Çok Fazla

Türkiye’de veteriner fakültesi ve mezun sayısı, rekabeti artık “normal” seviyenin çok ötesine taşımış durumda. Hoca bunu şu örnekle açıklıyor:

ABD’de 360 milyon nüfusa karşılık yalnızca 28 veteriner fakültesi bulunuyor ve yılda yaklaşık 2650 mezun veriliyor.

Almanya, Hollanda ve Kanada gibi ülkelerde fakülte sayıları bundan da az.

Türkiye’de ise 32 fakülte ve yılda 3000’e yakın mezun var.

Bu tablo moral bozmak için değil, doğru strateji kurmak için önemli. Çünkü arz fazlası olan bir sektörde “herkesin yaptığı işi yapmak”, ayakta kalma ihtimalini ciddi biçimde azaltıyor.

Özetle:

Klinik açmak artık mezuniyet sonrası otomatik bir adım değil; ciddi bir iş planı ve risk analizi gerektiren bir girişim.

2. Hollanda Örneği: Kaynak Azsa Oyun Biter mi? Hayır.

Konuşmanın en çarpıcı örneklerinden biri Hollanda’ydı. Küçücük bir ülke. Topraklarının büyük kısmı tuzlu. Tarıma elverişsiz.

Ama buna rağmen dünyanın en büyük ihracatçıları arasında.

Nasıl başarıyorlar?

Katma değer üreterek ve “re-export” modeliyle.

Yani başka ülkelerde üretilen ham ürünleri alıyor, teknoloji ve işleme katıyor, sonra çok daha yüksek fiyatlarla yeniden ihraç ediyorlar.

Buradan çıkan temel mesaj şu:

“Kaynaklarımız sınırlı olabilir, şartlar zor olabilir; ama doğru stratejiyle lider olmak mümkün.”

Veterinerlikte de aynı bakış açısına ihtiyaç var. Eskiye tutunmak yerine, katma değeri yüksek yeni alanlara yönelmek gerekiyor.

3. Pet Sahipliği Değişti, Klinik Geliri Daralıyor

Türkiye’de uzun yıllar boyunca pet sahiplerinin veteriner hekimlere geliş nedeni ağırlıklı olarak aşı ve parazit uygulamalarıydı. Ancak hocaya göre bu model artık sürdürülebilir değil.

Yapılan araştırmalar şunları gösteriyor:

Kedi sahipleri arasında, özellikle pandemi sonrasında, aşı karşıtlığı artıyor.

Veteriner ziyaretleri çoğunlukla hastalık nedeniyle değil, rutin işlemler için yapılıyor.

Davranış sorunları ve psikiyatrik destek için kliniğe geliş neredeyse yok denecek kadar az.

Bu ne anlama geliyor?

“Bir klinik yalnızca aşı ve parazitle ayakta duruyorsa, o klinik modeli fiilen bitmiş demektir.”

Bu sert ama gerçekçi bir tespit. Yeni gelir modelleri ve yeni hizmet alanları geliştirilmezse, pek çok klinik ya kapanacak ya da ciddi şekilde küçülmek zorunda kalacak.

4. Asıl Büyük Dalga: Geriatri ve Longevity

Bugün klinik popülasyonuna bakıldığında kedi ve köpeklerin belirgin şekilde yaşlandığı görülüyor. Hastaların önemli bir bölümü artık geriatrik.

Hoca bu noktada çok net:

Kedilerde 11 yaş üzeri oran neredeyse %50’ye ulaşmış durumda.

Köpeklerde de benzer şekilde yüksek bir yaşlanma oranı var.

6 yaşından sonra klinik ziyaret sıklığı dramatik biçimde artıyor.

Bu tablo şunu gösteriyor:

Geriatri bilgisi olmadan pet hekimliği yapmak artık mümkün değil.

Ancak asıl büyük trend bunun da ötesinde: Longevity ve wellness.

İnsanlarda dev bir pazar haline gelen “uzun yaşam ve sağlıklı yaşlanma” yaklaşımı, hızla pet dünyasına da taşınıyor. ABD’de evcil hayvanlar için:

DNA metilasyon ve hücresel yaş testleri satılıyor.

Sahip, evde sürüntü alıp laboratuvara gönderiyor.

Hayvanın kronolojik yaşı değil, biyolojik yaşı ölçülüyor.

Veteriner, buna göre supplement ve yaşam protokolü oluşturuyor.

Altı ay sonra test tekrar edilerek yaşın geri çekilmesi hedefleniyor.

Bu, veterinerlikte tamamen yeni bir tedavi anlayışı anlamına geliyor.

Daha da çarpıcı olan ise şu:

Köpeklerde IGF hormonunu düşürmeye yönelik “longevity aşıları” FDA onayı aldı ve 2026’da pazara çıkması bekleniyor.

Hoca bunu adeta bir alarm gibi dile getiriyor:

Dünya yeni bir tedavi paradigmasına geçti ve biz çoğu zaman bunun farkında bile değiliz.

5. Integratif / Bütüncül Tıp: Kaymak Neden Başkasına Gidiyor?

Bugün akupunkturdan fitoterapiye, davranış danışmanlığından rehabilitasyona kadar geniş bir bütüncül tıp pazarı var. Ancak bu alanın ekonomik getirisi çoğu yerde veterinerlerin değil, sektör dışı kişilerin elinde.

Sebep net:

Biz konfor alanımızdan çıkmıyoruz.

Hoca bunu çok açık bir örnekle anlatıyor:

“Veteriner telepat diye bir alan var, randevu bulamıyorsunuz, inanılmaz paralar kazanılıyor. Onayladığım için söylemiyorum; biz girmediğimiz için kazanç oraya gidiyor.”

Integratif tıpta pek çok seçenek bulunuyor:

  • Akupunktur
  • Rehabilitasyon ve fizyoterapi
  • Lazer terapi
  • Fitoterapi ve supplementasyon
  • Rejeneratif tıp (kök hücre, PRP, ekzozom)
  • Hiperbarik oksijen
  • Klinik beslenme
  • Davranışsal tıp ve psikiyatri

Buradaki ana fikir çok net:

“Mahalledeki 15 yıllık hekimle aynı işi yaparsan, hasta neden sana gelsin?”

Fark yaratmadan ayakta kalmak mümkün değil.

6. Pet-Tech ve Giyilebilir Teknoloji

Konuşmanın en heyecan verici bölümlerinden biri teknoloji başlığıydı. Çünkü pet sektörü, insan sağlığı teknolojilerini inanılmaz bir hızla kopyalıyor.

Örnekler:

Sadece ilgili hayvan yaklaştığında açılan akıllı mama kapları

Sağlık verisi toplayan tasmalar

Kedi ve köpekler için glikoz sensörleri (Freestyle Libre gibi)

Anksiyete yelekleri, otomatik tuvaletler, davranış izleme sistemleri

Türkiye’de bu alanda üretim neredeyse yok. Bu nedenle hocanın önerisi çok net:

“Mühendislerle iş birliği yapın, pet-tech girişimleri kurun.”

Özellikle Z kuşağı için son derece uygun ve potansiyeli yüksek bir alan.

7. Helal Mama ve Ortadoğu Pazarı: Boş Bir Altın Madeni

Türkiye, Ortadoğu’ya ciddi miktarda pet maması ihraç ediyor. Ancak burada büyük bir boşluk var:

Helal sertifikalı kuru mama.

Ortadoğu pazarı bunu talep ediyor.

Kedi mamalarında sınırlı örnekler var ama köpek kuru mamada neredeyse hiç yok.

Bunun sebepleri:

Helal sertifikalı üretim altyapısının pahalı olması

Kuru mama teknolojisinin ciddi yatırım gerektirmesi

Ancak önemli bir nokta var:

Bunu tek başınıza yapmak zorunda değilsiniz.

Hoca, melek yatırımcılar ve startup kültürüne özellikle dikkat çekiyor. Doğru fizibilite ve sağlam bir planla yatırımcı bulmak mümkün.

8. Pet Diyetisyenliği ve Hücresel Tedaviler

Öne çıkan iki önemli niş alan daha var:

Pet diyetisyenliği ve klinik beslenme.

İnsanlarda diyetisyenlik nasıl hızla büyüdüyse, pet tarafında da büyük bir boşluk bulunuyor. Sahipler evde besleme yapıyor ama çoğu zaman bilimsel rehberlikten yoksun. Veteriner diyetisyenliği, özellikle büyük şehirlerde çok güçlü bir iş modeli olabilir.

Hücresel ve moleküler tedaviler.

PRP, kök hücre, ekzozom, immünoterapi, hedefli kemoterapi, DNA/RNA temelli yaklaşımlar… Türkiye’de bu alanlarda çalışan klinik sayısı oldukça az. Oysa bir hücresel tedavi merkezi kurmak, ciddi bir uzmanlık ve fark alanı yaratabilir.

9. Sağlık Turizmi + Pet Turizmi

Türkiye, insan sağlık turizminde zaten güçlü bir ülke. Hoca burada çok yenilikçi bir “kombine model” öneriyor:

Yurtdışından bir kişi estetik ya da tedavi için Türkiye’ye geliyor.

Aynı seyahatte kedisini veya köpeğini de yanında getiriyor.

Kendi işlemleri yapılırken, evcil hayvanını hayvan hastanesine bırakıyor.

Yaklaşık 10 gün içinde hem kendi tedavisi hem de petinin işlemleri tamamlanıyor.

Üstelik Avrupa’da ödeyeceği ücretin üçte biri maliyetle.

Antalya’da bir kliniğin bu modeli uygulamaya başladığı bile söyleniyor.

Bu yaklaşım, geleceğin yüksek gelirli müşteri kanallarından biri olmaya aday.

Kapanış: “Bütün mümkünlerin kıyısındasınız.”

Konuşmanın finali, umut ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir çağrıydı:

Önce kendinizi tanıyın.

Nasıl bir hayata ihtiyacınız olduğunu netleştirin.

Sonra o hayatı kurabileceğiniz alanı bilinçli şekilde seçin.

Klasik yolu izlemek zorunda değilsiniz.

Veterinerlik artık tek bir patika değil; yüzlerce farklı yol sunuyor.

Ve belki de en kritik cümle şuydu:

“Yıkandığınız suyla durulanmayın. Dünya değişti, siz de değişin.”

Sağlıklı Mama Ekosistemi Kito sponsorluğunda gerçekleşen VetSummit 2025: Veteriner Klinik Bilimlerde Yeni Ufuklar oturumlarından öne çıkanları paylaşmaya devam edeceğiz; klinik pratiğinize katkı sağlayacak yeni içeriklerde görüşmek üzere.

Kito hakkında daha detaylı bilgi için www.kito.pet sayfasını gezebilir, sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz. Bizimle iletişime geçmek için info@kito.pet’e mail atablirsiniz.